Türk futbolunda tribün denildiğinde akla gelen ilk şehirlerden biri olan Eskişehir, yalnızca sahadaki oyunuyla değil, tribün gücüyle de yıllarca fark yarattı.
Eskişehir taraftarı, Bölgesel Amatör Lig dönemlerinde bile ortaya koyduğu support culture, matchday atmosphere ve bitmeyen enerjisiyle BAL Ligi tarihine iz bırakan nadir topluluklardan biri oldu.
BAL Ligi’nde mücadele eden birçok takım için Eskişehir deplasmanı, yalnızca bir maç değil adeta bir mental test niteliği taşıyordu.
Tribünlerin dolduğu, 90 dakika boyunca susmayan tezahüratlar ve şehrin futbola olan bağlılığı, ligin standartlarının çok üzerinde bir football experience sunuyordu.
Bugün BAL Ligi’nde onlarca şehir ve yüzlerce takım mücadele ederken, tribünlerde Eskişehir’in yarattığı o unique fan energy’nin eksikliği net şekilde hissediliyor.
Özellikle genç futbolcular için bu atmosfer, profesyonel futbolun ne demek olduğunu öğrenmek adına önemli bir okul niteliğindeydi.
Futbol sadece skor değildir; taraftar, şehir ve aidiyetle anlam kazanır.
Bu açıdan bakıldığında Eskişehir tribünlerinin BAL Ligi’nde bıraktığı boşluk, hâlâ dolabilmiş değil. Kırmızı-siyah renklere gönül verenlerin yeniden sahneye çıkacağı gün, yalnızca bir kulüp için değil, ligin tamamı için game changer olacaktır.
Tribünlerin sesi, şehrin hafızası ve sahaya yansıyan tutku…
Bölgesel Amatör Lig’de futbol sadece 90 dakikadan ibaret değil.
Özlenen atmosferin, gerçek football passion’ın ve taraftar kültürünün yeniden sahne alması an meselesi.
BAL Ligi’nde yaşanan her gelişme, Eskişehir gibi futbol şehirlerinin yeniden ayağa kalkacağının strongest signal’ı. Gözler sahada, kulaklar tribünde…
Çünkü bu hikâye daha yeni başlıyor.

